30.12.2009

Kravat #2


Daha önce kravat ile ilgili yazmıştım. O zaman ilginç bir şey bulunca asıl konu kaynayıp gitti. Duygu kravat diye bir nesnenin neden hayatımızda yer aldığını sormuştu. Bu konuda bir kaç teori var ama en çok kabul göreni kravatın Hırvatistan kökeni olduğu.

Kravat köken olarak Hırvatça'dan geliyor, yazılışı "Kravata". Hırvat askerlerinin boyunlarına rütbelerini belli etmek için bağladıkları kumaş. 17 yüzyılda XIII. Lui'nin ordusunda yer alan Hırvat paralı askerlerinden esinlenen Paris modacıları bu kumaşı erkek modasına sokuyor. Daha sonra zaman içinde yukarıdaki resimden bugün kullandığımız formuna geliyor.

National Geographic



1888'den beri yayınlanan bütün National Geographic arşivini 160 GB'lık bir harici bellek'e kaydetmişler.  Bendeki hepi topu 30-40 sayının bile kapladığı alanı düşündüğümde benzer bir arşive sahip olmak için evden bir iki odayı gözden çıkarmak lazım. Bilim teknik'te bir kaç yıl önce kendi arşivini okuyucularına DVD'de hediye etmişti. Uykusuz, uzun geceler geçirmiştim bilgisayarın karşısında.

Etiket fiyatı 199 USD. Bizim memlekette satılır mı, satılırsa kaç paraya satılır bilmem?

2009

Richard Wisemann kendi blog okuyucuları arasında yaptığı ankette herkesten 2009'u 3 kelimeyle tanımlamalarını istedi. Daha sonra gelen cevaplarla aşağıdaki kelime bulutlarını oluşturmuş.

Erkeklerinki;



Kadınlarınki;


28.12.2009

Yazsız sene - 1816



Bu aralar mevsimler değişti. Yazlar yaz, kışlar kış gibi değil. Küresel ısınma bütün mevsimlerin dengesini bozuyor. Modern tarihte böyle bir dönem daha önce yaşanmış mı merak ettim.

Kayıtlara geçen en ciddi mevsim düzensizliği 1816'da yaşanmış. 1815'te Endonezya'nın Sumbawa Adası'ndaki Tambora Volkanı, patlama sonrası oluşan Tsunamilerle birlikte yaklaşık 100.000 kişiyi öldürdü. Bu insanlığın son on bin yılda gördüğü en görkemli patlamaydı. İnsanın kendi eliyle yarattığı patlamaların en büyüğü olan Hiroşima'nın tam 60.000 kat büyüklüğündeydi.

Patlamayla atmosfere püsküren toz, kül ve kum dumanı güneş ışınlarını bloke ederek Dünya'nın soğumasına neden oldu. Küresel sıcaklık yaklaşık 1 santigrat derece düştü. Çok ciddiye alınacak bir rakkam gibi gözükmemekle birlikte Dünya'nın termostatı çoğumuz düşündüğünden daha hassas. Patlamayı takip eden yıl sabah donları Haziran'a kadar devam etti ve ekilen tohumların çoğu yeşermedi. Kuzey Yarımküre'nin çoğunda kıtlıklar yaşandı. İngiltere, Fransa ve İsviçre'de çıkan isyanlarda insanlar tahıl depolarını yağmaladı. Sadece Kıta Avrupa'sında yaklaşık 200.000 kişi öldü.

Yukarıdaki tabloda aynı dönemde J.M.W. Turner tarafından yapılmış. Atmosferdeki yoğun toz nedeniyle gün batımları tablodaki sarı tonlarda yaşanıyordu.

Evrim ve bebekler


Bir çok canlı doğar doğmaz annesinden ayrı hayatta kalmayı başarabiliyor. Biz de durum farklı. Çok uzun süre ciddi anlamda bakıma ihtiyacımız var. Tarkan gibi kurtlar, Tarzan gibi şempanzeler büyütmediği taktirde hayatta kalmamız imkansız.

Peki Dünyanın efendisi doğduğunda neden bu kadar savunmasız? Sorunun cevabı evrim. Atalarımız bundan yıllar önce iki ayaklarının üzerine doğrulduğunda ağırlıklarını dengelemek için leğen kemikleri dolayısıyla doğum kanalları daraldı. Bu yüzden doğumlar bebeklerin beyni yeterli büyüklüğe ulaşmadan gerçekleşmeye başladı.

Ölüm oranları

Duke Üniversitesinden Ralph Keeney'in araştırmasına göre 1900'lerde insanların kendi davranışları sonucu ölümlerin (sigara, aşırı yemek, alkol/uyuşturucu kullanımı, v.b.) oranı %5 iken bu oran %55'e yükselmiş. Araştırmanın detayını bulamadım. Muhtemelen sadece ABD için geçerli ama sonuçlar gelişmiş ülkelerin geneline yayılabilir. Bizde bence daha da yüksektir.

24.12.2009

Rüştü-Valdes, Leo Franco-Ufuk


Rüştü 2003 yılında Barcelona'ya transfer olduğunda 30 yaşındaydı. Rijkaard'ın Rüştü yerine kaleyi teslim ettiği Valdes ise 21. Bu sene Galatasaray'a transfer olan Leo Franco 32 yaşında, Ufuk Ceylan ise 23.

Rüştü Barcelona'ya transfer olduğunda 2002'de Dünya üçüncüsü olmuş Türk Milli takımının kalecisiydi, Leo Franco'nun ciddi bir milli takım kariyeri yok.

Rüştü 3 Aralık'ta Türk basınına verdiği röportajda Rijkaard'ın dil sorunu nedeniyle kendisine forma vermediğini, önündeki defansla kendi anadilinde anlaşabilen Valdes'i tercih ettiğini belirtmiş. Galatasaray'ın geri dörtlüsü de tamamen yerli oyunculardan kurulu. Yani yine aynı kriter işlese Leo Franco maçları klübeden izler. Ama besbelli başka bir kriter var ve kale şu anda Leo Franco'nun.

Teknik direktörlerin oyuncu seçimleriyle ilgili genelde yorum yapmam. Sonuçta o oyuncu kadrosuyla birebir yaşayan, form durumlarını, psikolojilerini en iyi şekilde bilen takımın teknik direktörüdür. Ama bu kadar benzerlik üst üste gelince sormadan edemedim. Galatarasay'ı yakından takip eden Burak kardeşim bir yorum yapıp aydınlatır belki beni...

22.12.2009

360



Hollanda Merkezli 360 Cities Prag'ın panaromik resmini hazırlamış.

Fotoğraflar için 216 metre yükseklikteki Prag TV kulesinin tepesine bir Canon 5D mark II yerleştirilmiş. Hazırlanan özel robotla her çekimden sonra yarım derece döndürülen makine ile toplam 600 resim çekilmiş. Fotoğraflar toplam 40 GB. Photoshop'la bir haftada işlenen resimler sonunda 120 GB olmuş. Bitmiş fotoğrafın boyutu 192,000 x 96,000 piksel. Birazcık büyük yani...

Resmin adresi burada. Yakınlardaki arabaların plakaları bile çok net okunabiliyor.

TSL Panaroma



Burak pazar günü blog'unda TSL'nin ilk yarı değerlendirmesini yapmış.

Bende ligin ilk yarısını zirvede bitiren 5 takımın devre boyunca performanslarını merak ettim. Yukarıdaki grafiklere tıklarsanız yüksek çözünürlükte, anlaşılır şekilde görebilirsiniz. Şu anda ilk beşte olan bütün takımlar bir bölümde 5-8 hafta süren bir çıkış yakalamış ve bu dönemde de ilk üçü zorlamış. Sezonu erken açan Fenerbahçe ve Galatasaray bu çıkışı ligin başında yaptıkları için 10. haftaya kadar ilk iki koltuğu kapatmışlar, ilerleyen haftalarda formları düşünce yerlerini kısa bir süre de olsa alttan gelen takımlara bıraktılar.

İkinci yarı hazırlıklarını bütün takımlar aynı zamanda başlayacağı için değişik bir tablo izleyebiliriz.

21.12.2009

DNA




Kriminal dizilerin hayranıyım. CSI, NCIS, Criminal Minds, liste uzar gider. Bu dizilerle bu kadar haşır neşir olunca ister istemez DNA, parmak izi v.b. konularla da ilgileniyor insan.

Daha güvenilir olduğu için, özellikle gelişmiş ülkelerde adalet sistemleri giderek daha fazla DNA kanıtlarına endeksli olarak çalışmaya başlıyor. Fakat bu durum biraz risk altında. İsrailli bilim adamları laboratuvar ortamında DNA kanıtları üretebileceklerini ispatladılar. Ve bu kanıtları üretmek için herhangi bir genetik materyale ihtiyaçları yok. Daha da ilginci işlem herhangi bir biyoloji mezununun gerçekleştirebileceği kadar kolay.

DNA kanıtları iki türlü üretilebiliyor. Birinci yöntem çok az da olsa bir miktar gerçek DNA gerektiriyor. Hedef kişiden alınan DNA'nın miktarı "genom çoğaltma" yöntemiyle arttırılıyor. Herhangi bir insandan alınan kan santrifuj ile DNA içeren beyaz hücrelerinden arındırılıyor ve hedef kişinin DNA'ları bu kana aktarılarak istenilen miktarda kanıt üretilebiliyor. İkinci yöntem için genetik materyale ihtiyaç yok. Herhangi bir DNA veri tabanındaki bilgileri kullanarak da yine kanıt üretilebiliyor.

Bu durumun DNA bazlı kanıtların güvenilirliğine gölge düşürme ihtimali yüksek. Ama problemi yaratanlar çözümünü de hazırlamış. Laboratuvar ortamında üretilen DNA'nın yine kendilerinin geliştirdiği bir yöntemle tespit edilebileceğini iddia ediyorlar.

Daha fazla bilgi için www.nucleix.com

Anti-Amerika...



Araştırma yine PEW Global'dan. Aralarında Türkiye'nin de olduğu 25 ülkede Amerika'nın imajı incelenmiş. Obama'nın başkan seçilmesinden sonra durum biraz düzelmiş olsa bile durum hala kötü. Türkiye'de 2007'de %83'le zirve yapmış olumsuz imaj %69'a kadar gerilemiş. Araştırma genelinde Filistin(%82), Ürdün(%74) ve Mısır'dan(%70) sonra dördüncü sıradayız.

18.12.2009

UEFA Avrupa Ligi Son 32



Rubin Kazan - Hapoel Tel Aviv
Athletic Club - FC Anderlecht
Kobenhavn - Marseille
Panathinaikos - Roma
Atletico Madrid - Galatasaray
Ajax - Juventus
Club Brugge - Valencia
Fulham FC - FC Shaktar Donetsk
Liverpool - Unirea Urziceni
Hamburg - PSV Einthoven
Villareal CF - Wolfsburg
Standart Liege - FC Salzburg
FC Twente - Werder
Lille - Fenerbahçe
Everton - Sporting
Hertha - Benfica

Önce yazılan takımlar ilk maçları evlerinde oynayacaklar. Bizim kura fena değil. Bu turu geçersek ve Unirea büyük bir sürpriz yapmazsa Liverpool ile oynayacağız, ki bu pek iyi bir haber değil bence. Atletico'nun gruptaki performansı göz önünde bulundurulursa Galatasaray'ın kurası da fena değil. Bu turu geçenin rakibi Everton-Sporting maçının galibi.

İlk göze batan Ajax'la Juventus'un 1996 Şampiyonlar ligi finalinin rövanşını yapacak olmaları. Leo Franco'nun eski takımı ile ilgili bilgileri yeni hocasına aktaracağını sürmanşetten ilk hangi gazete yazar?

Şampiyonlar Ligi Son 16




Stuttgart-Barcelona
Olympiacos-Bordeaux
Internazionale-Chelsea
Bayern-Fiorentina
CSKA Moskva-Sevilla
Lyon-Real Madrid
Porto-Arsenal
Milan-Man. United

Turu geçeceğini tahmin ettiklerim koyu renkle yazdıklarım. İlk maçlar 16/17,23/24 Şubat, ikinci maçlar 9/10,16/17 Mart'ta.

17.12.2009

Intel



Bilenler bilir Fince de ve Türkçe de Ural-Altay dil ailesinde yer alır. Finlandiyalılar'la başka ortak özelliklerimiz de varmış. Yukarıdaki videoyu seyredemeyenler buradan web sitesini inceleyebilir.

Bunu yapanlar üniversiteli genç falan değil kelli felli mühendis. Bu arada kafalarıyla başta eliyle çaldığından daha iyi çalıyorlar.

8,5



Bu aralar işler biraz yoğunlaştı. Evde de puzzle yapmaya sarınca blog'u boşladım.

Sabah Çetin Altan'ın köşesinde okudum. Bir insanın boyu kendi karışının 8.5 katıymış. Denedim, bende tuttu. Formül elleri normalden büyük veya küçük insanlarda hata verebilir ama geniş bir kitlede doğru sonuç verebileceğine inanıyorum.

Meraklısına insan vücudundaki diğer oranlar için;

http://goldennumber.net/body.htm

14.12.2009

Yeteneksizsiniz



Şarkı sözleri ve kartların uyumuna dikkat! Adamın ne yaptığını anlayabilen varsa bir zahmet anlatsın.

11.12.2009

Zafer semadan gelecektir...



Yukarıda gördüğünüz arkadaş Hazerfen Ahmet Çelebi'nin geliştirilmiş versiyonu. SPELCO konsorsiyumunun yeni nesil paraşüt projesi Gryphon. Yüksek irtifadan yapılacak olan atlayışlar için özel olarak geliştirilmiş. Yaklaşık 180 cm genişliğindeki kanatlar sayesinde 5:1'lik bir süzülüş oranı var. Yani 9 km'den yapılan bir atlayış sonrasında 45 kilometre süzülme imkanı sağlıyor. Hezarfenin uçuşunun yaklaşık 3.5 kilometre olduğunu düşünürsek neden geliştirilmiş versiyonu dediğim anlaşılıyor. Ayrıca kullanılan malzeme ve tasarımın özelliği sonucu radara yakalanma olasılığı çok düşük.

Kırmızı balonları bulmuşlar



Fikri takip yapalım. DARPA'nın 40. yılı için düzenlediği yarışmayı daha önce burada yazmıştım. Amerika'ya dağıtılmış 10 tane meteoroloji balonunun koordinatlarını ilk bulan kazanacaktı.

Yarışma sonuçlanmış. Kazanan MIT'nin ekibi. Proje için bir web sitesi oluşturmuşlar. Siteye üye olduktan sonra arkadaşlarınızı davet edip kendi alt ekibinizi kurabiliyorsunuz. Bunu özendirmek için DARPA'nın koyduğu ödülü saadet zinciri mantığıyla dağıtmışlar. Yani balonu bulana 2000 USD, onu siteye davet edene 1000 USD, onu davet edene 500 USD....

10.12.2009

Sinan Bolat

Bir kalecinin manşetlere çıkması için gereken ne varsa yaptı Sinan. 6 ay içinde 2 mucizevi hareket...

İlk mucizesi geçen sene sezonun Belçika Liginin son maçından. Anderlecht ve Standard Liege son haftaya 74'er puanla girerler. Son maçlarda Anderlecht, Genk deplasmanında 2-0 öndedir. Sinan'ın takımı Standart Liege'de AA Gent önünde karşılaşmayı 1-0 önde götürüyordur. 92. dakikada hakem Standart aleyhine penaltı karar verir. Bryan Ruiz penaltıyı kullanır ve Sinan Kurtarır. Aşağıdaki video penaltı öncesi ve sonrası Standart tribünleri...



İkinci mucizede dün akşam gerçekleşti. Maçın son dakikasına girildiğinde Az Akmar, Standart karşısında 1-0 mağlup durumdaydı. Sinan yine sahneye çıktı ve 95+'da çıktı, kafayı vurdu ve eşine az rastlanan bir gol attı. Bu sonuçla AZ grupta 4. olup Avrupa defterini kapatırken Standart Avrupa Liginde yoluna devam etme şansı yakaladı. Aşağıdaki de golün videosu..



Belçika'lı spiker kendini kaybediyor... Burak ne diyor bu adam? :)

Şampiyonlar Liginden gelenler

Düşman kardeşle beraber Avrupa Liginde gruptan çıkmayı garantiledik. Şampiyonlar Liginde de sıralamalar belli oldu. Şampiyonlar Liginden Avrupa Ligine gelen potansiyel rakiplerimiz;

1. Juventus
2. Wolsburg
3. Marseille
4. Atletico Madrid
5. Liverpool
6. Rubin Kazan
7. Unirea Urziceni
8. Standart Liege

Google DNS

Dün blog'a koyduğum Google goggles videosu Youtube kaynaklı olduğu için bazı bilgisayarlarda görüntülünemiyor. Çaresi yine Google'dan.

Google çok yakın bir zamanda interneti hızlandırmak ve özgürleştirmek adına Google DNS hizmetini servise sundu. Google DNS'i kullanarak Youtube gibi yasaklı sitelere erişmek mümkün. Google DNS'i nasıl kullanabileceğiniz için açıklama;

Example: Changing DNS server settings on Microsoft Windows Vista
Go the Control Panel.
Click Network and Internet, then Network and Sharing Center, then Manage network connections.
Select the connection for which you want to configure Google Public DNS. For example:
To change the settings for an Ethernet connection, right-click Local Area Connection, and click Properties.
To change the settings for a wireless connection, right-click Wireless Network Connection, and click Properties.
If you are prompted for an administrator password or confirmation, type the password or provide confirmation.
Select the Networking tab. Under This connection uses the following items, click Internet Protocol Version 4 (TCP/IPv4), and then click Properties.
Click Advanced and select the DNS tab. If there are any DNS server IP addresses listed there, write them down for future reference, and remove them from this window.
Click OK.
Select Use the following DNS server addresses. If there are any IP addresses listed in the Preferred DNS server or Alternate DNS server, write them down for future reference.
Replace those addresses with the IP addresses of the Google DNS servers: 8.8.8.8 and 8.8.4.4.
Restart the connection you selected in step 3.

Kaplan saldırısı



Haber Milliyet'ten;
Hamburg’daki sirk gösterisi sırasında üç Bengal kaplanı, 28 yaşındaki terbiyecilerine saldırarak yüzlerce seyircinin önünde ağır yaraladı...
Bizde geçtiğimiz Pazar günü benzer bir manzarayla karşılaşabilirdik. Ekip olarak gittiğimiz Circo Di Madrid'de en sansasyonel gösteri Bengal kaplanlarınınkiydi. Muhteşem hayvanlar, hem korkunç hem de güzeller. Yanlış hatırlamıyorsam üçü yetişkin üçü genç toplam altı tane kaplan vardı sahnede. Özellikle genç kaplanların çok huzursuz oldukları hissediliyordu. Terbiyecileri kaplanları kontrol altında tutabilmek için deyim yerindeyse ecel terleri döktü.

Gerçekten adamın cesaretine hayran kaldık. Otoritesini göstermek için çok yakın mesafeden direk olarak gözlerinin içine bakıyor ve kaplan kafasını çevirene kadar gözlerini kaçırmıyor. Eğer içlerinden birisi kükrerse daha yüksek sesle bağırıp kaplanı susturuyor. En ufak bir hatanın nelere mal olabileceğini Christian Walliser'in başına gelenlerden görebiliyoruz.

9.12.2009

Google goggles



Videoyu göremeyenler için kısa özet. Google Goggles, Android işletim sistemiyle çalışan cep telefonları için geliştirilmiş yeni bir program. Programı çalıştırdıktan sonra cep telefonu ile fotoğraf çekerek veya sadece cep telefonunun kamerasını araştırmak istediğiniz nesne/resim/dükkan'a doğrultarak sonuçları görebiliyorsunuz.

5.12.2009

Türk sineması




Son haftalarda ne zaman sinemaya gitsek sürekli yerli filmleri tercih ediyoruz. Bu sezon gösterime 70 tane yerli filmin gireceğine göre bu sezon kolay kolay yabancı filme gidemeyeceğiz gibi gözüküyor. Bu durum önceden nasıldı onu merak ettim.

Yukarıdaki grafiklere baktığımızda gösterime giren yerli/yabancı film sayıları arasında ciddi fark var. 2009'a kadar bu fark yıllık 170 seviyelerindeyken bu sene 115'e kadar düşmüş. Türk sinemasındaki bu düzenli yükseliş trendi devam ederse 2010'da fark daha da azalabilir.

Gösterime giren yerli/yabancı film sayılarında çok fark olmasına rağmen 5 sezonluk dönemin toplam seyirci sayısı başa baş durumda. Bunun sebebi sinema izleyicisinin daha çok yerli filmleri tercih etmesi. Film başına ortalamalar hesaplandığında yerli filmler 4.5 kat daha fazla tercih ediliyor. Grafiklerde dikkati çeken bir başka nokta yabancı film seyircileri istatistikleri daha istikrarlı bir seyir izlerken yerli filmlerde bu durum oldukça değişken.

Dikkatimi çeken son nokta ortalama bilet fiyatları. Yabancı film bilet fiyatları ortalaması yerli filmlere göre daha yüksek. Ben şimdiye kadar gittiğim sinemalarda yerli/yabancı film fiyat ayrımı görmedim. Daha çok yerli film gösteren sinemaların fiyatları her iki türden de film gösteren sinemalara göre daha ucuz olduğu için böyle bir sonuç oluşmuş olabilir.

Dünya kupası gruplar ve maç tarihleri



Dün bizim için de çok önemli bir gün olabilirdi. Kura çekimini televizyondan naklen izleyebilirdik ama olmadı.Bir büyük turnuvayı daha ulus olarak televizyondan seyredeceğiz.

Gruplara gelince; herkes ölüm grubunun G grubu olduğunda birleşmiş gibi. Bence B grubundan da sürpriz sonuçlar çıkabilir.  Kura çekimin en kısmetlisi ilk torbadan ev sahibini çeken Fransa.

4.12.2009

Vizesiz seyahat




Son gelişmelerle Türkiye'ye vize uygulamayan ülke sayısı 55'e yükseldi... Vizesiz seyahat edilebilecek ülkeleri yukarıdaki haritada kırmızıyla işaretledim. Resme tıklarsanız daha büyük halini görebilirsiniz. Neredeyse bütün Güney Amerika'yı vizesiz gezebiliyoruz, bir tek Peru ayıp etmiş aralarında..

Antigua-Barbuda, Arjantin, Arnavutluk,
Bahamalar, Barbados, Belize, Bolivya, Bosna-Hersek, Brezilya,
Ekvador, El Salvador,
Fas, Fiji, Filipinler,
Guetemala, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gürcistan,
Haiti, Hırvatistan, Honduras, Hong Kong,
İran, Jamaika, Japonya,
Karadağ, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kolombiya, Kore Cumhuriyeti (Güney Kore), Kosova, Kosta Rika,
Libya,
Makau Özel İdare Bölgesi, Makedonya, Maldivler, Malezya, Mauritus,
Nikaragua,
Palau Cumhuriyeti, Paraguay,
St. Vincent-Grenadines, Singapur, Solomon Adaları, Sri Lanka, Suriye, Svaziland,
Şili,
Tayland, Trinidad-Tobago, Tunus, Tuvalu,
Uruguay,
Ürdün,
Venezuela.

2.12.2009

Kablolar



Kadınların evrimsel nedenlerden dolayı kablolara karşı bir husumetleri olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar çalıştığım bütün ofislerde, yaşadığım evlerde hayatım kabloları saklamakla geçti. Ama ne kadar uğraşırsanız uğraşın kabloları saklamanızın mümkün olmadığı durumlar da oluyor. Öyle durumlar için aklımızın bir köşesinde bulunsun...

Sharkpoon USBlanport




Çok başarılı bir alet. Kısaca USB bellekleri veya harici sabit diskleri herhangi bir bilgisayara takmadan direk networke eklemeye yarıyor. Malesef henüz misak-ı milli sınırları içerisinde bulunmuyor. Yurtdışı satış fiyatı 37 euro.

30.11.2009

Clair Patterson



Thomas Midgley Jr.'dan sonra başka bir bilim adamı. Aralarında ciddi bir bağ var. Bu ikiliyi birbirine bağlayan Patterson'un dünyanın yaşını belirlemek için kullandığı yöntem.

Patterson jeolojinin bu temel problemini uranyumun kurşuna bozunma hızını ölçerek çözdü. Çalışmaları sırasında atmosferimizde çok fazla kurşun olduğunu fark etti. Bu kurşun atmosfere temel otomobillerin egzozlarından yayılıyordu.

Fakat bu iddiasını tespit etmesi çok kolay olmadı. Bu süreçte Patterson kurşunun insan üzerindeki etkilerini inceleyen bütün çalışmaların kurşunlu katkı madde imalatçıları tarafından finanse edildiğini öğrendi. Çalışmaları finanse eden kaynak sonuçları istediği gibi düzenleyebiliyordu. Bunun en çarpıcı örneğinde beş yıllık bir program süresince gönüllülerden yüksek miktarda kurşun solumaları ya da yutmaları isteniyordu. Sonrasında kurşunun etkilerini ölçmek için deneklerin idrar ve dışkıları testlere tabi tutuluyordu. Sonuç olarak deneklerin ne idrarlarında ne de dışkılarında kurşun bulunmadığı için kurşuna temiz raporu verildi. Ama kurşunu asıl tehlikeli yapan da buydu, kurşun vücuttan atılmaz. Kan ve kemiklerde birikerek insanları zehirler. Doğal olarak araştırmayı finanse edenler deneklerin kan veya kemiklerinin test edilmesini istememişlerdi.

Patterson araştırmasını ilerlettikçe sorunlar yaşamaya başladı. Araştırmalarına kaynak veren kurumlar kendisinden desteklerini çekiyorlardı. Aynı zamanda Patterson'un bağlı olduğu üniversiteye de kurşun endüstrisi tarafından baskı yapılıyordu.

Bütün engellemelere rağmen Patterson atmosferdeki kurşunun kaynağının egzozlar olduğunu kanıtladı. Araştırmasının temeli buz çekirdekleriydi. Kutuplara yağan karların birbirinden ayırt edilebilecek şekilde yıllık katmanlar halinde biriktiğini keşfettikten sonra bu katmanlardaki kurşun konsantrasyonlarını inceledi. Kurşun değerleri tetraetil kurşunun piyasaya sürüldüğü 1923'ten sonra hızla yükseliyordu.

Patterson baskılara asla boyun eğmedi ve onun çalışmaları sonucunda 1970'te Temiz Hava Yasası yürürlüğe girdi. Bunun sonucu olarak bir çok ülkede kurşunlu benzin satışları durduruldu. Buna rağmen bizden 100 yıl önce yaşayan bir insana göre vücudumuzda yaklaşık 625 kat fazla kurşun taşıyoruz.

28.11.2009

Thomas Midgley Jr.



Thomas Midgley Jr. 1889'da doğmuş Amerikalı bir bilim adamı. Kendisine ait bir çok patenti var. Ama beni özellikle ilgilendiren iki tanesi, tetraetil kurşun ve CFC.

Kurşun bir nörotoksin, yani çok fazla kurşun alırsanız beyninizi ve merkezi sinir sisteminizi onarılamayacak şekilde tahrip edersiniz. Yoğun bir şekilde kurşuna maruz kalmanın körlük, uykusuzluk, böbrek yetersizliği, işitme kaybı, kanser ve felç gibi ağır sonuçları olabilir. Midgley General Motors Reseach Corporation için çalışırken, kurşunun bütün bu olumsuz etkilerine karşın tetraetil kurşun bileşiğinin araba motorlarındaki sarsılma sorununu ciddi biçimde azalttığını fark etti. Bunun üzerine General Motors, Dupont ve Standart Oil of New Jersey, Ethly Gasoline Corporation'ı kurarak dünyadaki tetraetil kurşun talebini karşılamak için faliyete geçti. Kurşun isminin halk üzerindeki negatif etkisini azaltmak için reklam kampanyalarında genelde "Etil" adını kullandılar. Dolaylı etkileri tam olarak ölçülemese de bu yeni buluşun ne kadar ölümcül olduğunu anlatmak için bir örnek vermek gerekirse 1924'te, bir kaç gün içerisinde beş üretim işçisi birden ölüp, yeterince iyi havalandırılamayan tek bir üretim tesisinde otuz beş işçi kalıcı hasarlar yüzünden yürüyemez hale geldi.

Midgley'in insanlığa zararı bu kadarla kalmadı. Motorlardaki sarsılma problemlerini tetra etil kurşun ile çözdükten sonra buzdolaplarındaki soğutma problemleri içinde kloroflorokarbonları (CFC) keşfetti. Ve CFC'ler ozonu deldikleri anlaşılana kadar yaklaşık 50 yıl süreyle soğutuculardan deodorantlara her yerde kullanıldılar. CFC'lerin ozonu yok etmekte ne kadar etkili olduklarını hayal etmek çok zor. 1 kilogram CFC yaklaşık 70.000 kilogram atmosferik ozonu yok edip delebilir. Aynı zamanda tek bir molekül CFC gaza seri etkilerini arttırmakta bir molekül karbondioksit gazına göre 10.000 kat daha etkilidir.

Dünya tarihi üzerinde bence yaşayan hiç bir organizma çevreye Thomas Midgley Jr.'dan daha fazla zarar vermemiştir. Belki de tanrısal bir adaletle Midgley'in ölümünede bir icadı yol açmıştır. 1940'da geçirdiği çocuk felci sonucu kötürüm olunca, kendisini otomatik olarak kaldırması ya da yatağa yatırması için motorlu bir makara takımı tasarladı. 1944'te makine çalışırken yanlışlıkla kordonlara dolanan Midgley boğularak öldü.

26.11.2009

Kravat

Duygu kendi blogunda kravatla ilgili bir yazı yazdıktan sonra bana kravatın hayatımızda neden yer aldığı dair bir mesaj atmıştı. Araştırmaya başladığımda ilginç bir şey buldum.

2007 yılında yani domuz gribi ve beraberinde getirdiği hijyen takıntısı hayatımıza girmeden çok önce İngiltere Sağlık Bakanlığı (Department of Health) hastanelerde doktorların kravat takmasını yasaklamış. Buna sebep olarak kravatların nadiren yıkanması, tedavi süreçlerine direk herhangi bir katkısı olmaması ve üstlerinde yoğun patojen bulundurması gösterilmiş.

Kravat hayatımızda neden var henüz bulamadım ama salgın hastalık tehlikesi olan şu dönemde bir süre hayatımızdan çıksa hiç fena olmayacak.

25.11.2009

İsveç'in kibritleri



Eskiden KAV kibritleri vardı, kutularıyla oyun oynadık. Geçenlerde KAV kibritlerinin 2000 yılında Swedish Match tarafından satın alındığını öğrendim. Biraz araştırınca İsveç'in dünya kibrit pazarınında çok önemli bir yeri olduğunu gördüm. İsveç'in bu alandaki gücü ham maddeye kolay ulaşımından kaynaklanıyor. Topraklarının %60'ı orman. Ama rekabet avantajını sağladıkları ham madde ağaç değil, fosfor.

Fosfor ilk olarak 1675'te Almanya'da üretilmiş. Ama üretim süreci biraz sıkıntılıymış. Hennig Brand adlı bir Alman insan idrarından altın damıtmaya çalışırken ortaya ışıldamaya başlayan ve havaya maruz bırakıldığında çoğu zaman kendi kendine tutuşan bir madde ortaya çıkmış. Adam ciddi ciddi rengi benzediği için idrardan altın yapmaya çalışmış, bu da ayrı bir yazı konusu. Fosfor'un adı da Latince ışık saçan kökünden türemiş. Ama bu şekilde üretilen fosforun 30 gramının maliyeti yaklaşık 500 dolara mal oluyormuş. Yani ticari olarak kullanımı çok mümkün değilmiş.

İsveç'in avantajı 1750'de Karl Scheele adında İsveçli bir kimyacının insan idrarı olmadan bol bol fosfor üretmenin bir yolunu bulmasıyla başlamış. Ama kibritlerin ticari olarak üretilebilmesi için iki bilimadamının daha katkısı gerekiyordu. Bunların ilki 1834'te insan sağlığına zararlı olan ve kendi kendine ateş alabilen sarı fosforu, zararsız ve alev alması kontrol altına alınabilen kırmızı fosfora çeviren Gustaf Erik Pasch. Bu yeni buluş İsveç kibritlerine dünya çapında ün sağlamasına rağmen üretim süreci hala çok komplike ve maliyetliydi. Alexander Lagerman'da 1864'te üretim sürecindeki bu problemleri çözmek için bir makine tasarlardı ve toplu üretime geçildi.

Yani iki kimyager ve bir mühendis sayesinde İsveç yaklaşık 150 yıldır kibrit piyasasının en önemli oyuncusu.

19.11.2009

Düşman kardeş



Ah be düşman kardeş durduk yerde rezil ettin kendini, herkesin diline düştün... Değer miydi?

Güney Afrika 2010



Biz yokuz kimler kimler var...

AFC: Avustralya, Japonya, Kuzey Kore, Güney Kore
CAF: Güney Afrika (ev sahibi), Cezayir, Kamerun, Gana, Fildişi Sahilleri, Nijerya
CONCACAF: Honduras, Meksika, ABD
CONMEBOL: Arjantin, Brezilya, Şili, Paraguay, Uruguay
OFC: Yeni Zellanda
UEFA: Danimarka, İngiltere, Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda, Portekiz, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, İspanya, İsviçre

18.11.2009

Pigou Hollanda'da



Yukarıda resmi olan A. C. Pigou, dışsallıklar ile ilgili çözüm önerisi olarak bir vergi öneren ünlü İngiliz iktisatçı. Dışsallık ekonomik bir birimin kendi aktivitesini gerçekleştirirken ekonomin kalanını negatif veya pozitif etkilemesi. Örneğin yaptığı üretim sırasında çevreyi kirleten bir firma, bu kirlilikten doğan çevresel ve toplumsal maliyetlerini üstlenmez. Bu da topluma yönelik bir negatif bir dışsallıktır.

Otomobillerin çevreye etkileri de aynı şekilde negatif bir dışsallıktır. Motorlu taşıt vergisi de bir anlamda bu dışsallıklara yönelik bir önlemdir. Ama bir çok ülkede motorlu taşıt vergisi sabit olduğu için uygulama çok adil değil. Modeli, motor hacmi aynı olan ve bir senede 100.000 kilometre kullanılan bir araç ile yılda 10.000 kilometre kullanılan aracın çevreye etkileri aynı olmadığı halde ödedikleri vergi aynı.

Hollanda'da bu durum değişmek üzere. Hollanda'nın 2012'den başlayarak uygulamaya koyacağı "yeşil yol" vergisi araçların kullanıldığı kadar vergi ödemesini ön görüyor.  2012'den itibaren her araca konulacak GPS modülleri araçların kullanıldığı mesafeleri kayıt ederek vergi dairesine gönderecek. Araç sahipleri yıl sonunda vergilerini bu ölçümlere göre ödeyecekler. Öneriye göre standart bir aile arabası 2012 yılında kilometre başına 3 cent, yani yaklaşık 6.6 kuruş vergi ödeyecek. Bu yeni verginin karbon emisyonunu %10 düşürmesi ve trafik yoğunluğu yarı yarıya azaltacağı ön görülüyor.

Bizde de benzer bir uygulamaya geçilse trafik çilemiz biraz azalır mı acaba?

Google image swirl



Google Labs'ın yeni oyuncağı "Google image swirl". Henüz deneme aşamasında, yaklaşık 200.000 başlık için arama yapabiliyor. Aradığınız görsele benzeyen görseller gruplandıran ve aramanıza görsel olarak devam etmenizi sağlayan yeni bir arayüz geliştirmişler. Denemek isteyenler için adresi:

http://image-swirl.googlelabs.com/

Ejder Kapanı



İyi film olmuş sanki...

17.11.2009

Bizde böyle olacağız...


15.11.2009

Elektrik İnsana karşı

İstanbul'un taksileri


Gazetelerde bu aralar sık sık taksilerde insanların başına gelen dolandırıcılık hikâyelerini okuyorum. Yolu uzatma, müşterinin verdiği 50 TL'yi 5 TL ile değiştirmek en bilinen yöntemler. Askerde taksici bir arkadaşımın anlattığı taksimetre ile oynamayı gerektiren daha gelişmiş yöntemlerde var. Hedef genelde turistler ve özellikle kadınlar. Bu olaylar neden oluyor diye düşündüm ve öncelikle konunun ekonomik tarafını araştırmak istedim.

12.11.2009

Hemen herseyin kisa tarihi - Bill Bryson #1

Bazı kitaplar var. Çok buyuk hevesle alıp bir hızla başlıyorum ama sonra devamı gelmiyor. "Hemen herseyin kısa tarihi" de o kitaplardan. Görüntüsü bile korkutucu, 500 sayfalık kara kaplı bir kitap. Hafta sonu okuduğum kitabı bitirince bir hevesle tekrar başladım. Kitabı yine yarim bırakmamak adına kendimi disipline etmek icin buraya notlar aktaracağım. Karışıklık olmaması için yaptığım alıntıları italik, kendi yorumlarımı normal fontla yazıyorum;

1.Büyük patlama teorisine göre evrende var olan ya da var olacak tüm maddelerin %98'i üretilmistir.

2. Plüton Amerikalilarca keşfedilen ilk gezegendi ve onun buzlarla kaplı ücra bir noktadan ibaret olduğu düşüncesi kimsenin keyfini bozamayacaktı. En azından ilk iki harfinin Lowell'in (Plüton'un keşfedildiği gözlemevini hem donatan hem de burada uzun yıllar çalışmış Percival Lowell'a ithafen) adının ve soyadının baş harflerini temsil ettiği düşüncesiyle, gezegene Plüton adı verildi.

3. Insan yapımı herhangi bir cismin şimdiye dek ulaşabildiği en yüksek hızlar, Voyager 1 ve 2 adlı uzay araçlarının hızlarıdır, ki onlar da şu anda saatte yaklaşık 56.000 km hızla bizden uzaklaşmaktalar. Voyager uzay araçlarının uzaya fırlatılma tarihleri (Ağustos ve Eylül 1977) gelişigüzel seçilmemiştir. Tarih seçiminde etkili olan faktör, Jupiter, Satürn, Uranüs ve Neptün gezegenlerinin dizilişleriydi. Yanlızca 175 yılda bir meydana gelen bu diziliş, iki Voyager'in kütle çekimi desteği diye adlandırılan bir teknikten yararlanmasını mümkün kıldı.

10.11.2009

Doğa için çal



"Doğa için çal" bir agaclar.net projesi. Projeyi kendi www.dogaicincal.com adresinden alıntı yaparak anlatayım;
"Doğa sorunlarının evrenselliği, doğanın insanlara mekan ve kaynak oluşuyla, müziğin evrenselliği ve insanların ortak dili oluşu arasındaki bağ, projenin çıkış noktası oldu. "Birlikten kuvvet doğar" mı? Tek tek düşündüğümüz, anlatmaya çalıştıklarımız, hep birlikte, bir ucundan tutarak ortaya konduğunda verdiği enerji artar mı?"

Susam Sokağı


Susam sokağı bugün 40. yaşını kutluyor. Yukarıdaki google'ın kendilerine doğum günü hediyesi olarak hazırladığı logo. Bilgisayarınıza indirmek isterseniz bu ve başka logolar için adres burada . Bizim jenerasyona çok emeği geçmiştir kendilerinin, saygıyla analım :)

9.11.2009

Totem



Dün akşam Chelsea - ManU maçını seyrederken bir şey dikkatimi çekti. Gözlerime inanamadığım için Didem'e de göstermeye çalıştım ama kendisi puzzle yapmakla meşgul olduğu için bakmadı. Üşenmedim bugün araştırdım, hayal görmüyormuşum. Arkada dişini fırçalayan bir arkadaş var. Hemde öyle 1-2 dakika falan değil, en azından son 15 dakika fırça ağzındaydı arkadaşın. Kendisi ya hijyen manyağı ya da benim gibi totem yapmakla meşgul. Bu arada totem yapıyorsa tuttu, Chelsea Terry'nin golüyle 1-0 kazandı...

Microsoft Tag



Tag, Microsoft'un offline medya ile online ortama arasında bağ kurmak için geliştirdiği yeni teknoloji. Uzun zamandır kullandığımız barkodların daha havalı yeni versiyonu da diyebiliriz. Klasik barkoda göre avantajı çok daha fazla bilgi barındırabilmesi. Microsoft tag'a herhangi bir URL, 1000 karaktere kadar metin, telefon numarası veya kartvizit bilgileri yüklenebiliyor. Ayrıca tag'lere bir son kullanma tarihi veya şifre koyulabilmesi gibi ekstra özellikleri var.

Kullanımı oldukça kolay. Buradaki adresten cep telefonunuza microsoft tag reader'ı indiriyorsunuz. Programı çalıştırdığınızda telefonunuzun kamerasıyla tag'in resimini çekmenizi istiyor. Resmi çektikten sonra program otomatik olarak tag'in içeriğine göre hareket ediyor. Şu anda beta aşamasında olduğu için kullanımı ücretsiz, sonrasında ne olur bilmiyorum.

Not: Denemek isteyen varsa yukarıdaki tag çalışır durumda...

7.11.2009

Berlin duvarının yıkılışından beri Avrupa...

Pew Amerika'yı ve Dünya'yı ilgilendiren trendler ve konularla ilgili çalışmalar yapan bir düşünce kuruluşu. Aşağıdaki sunum da Berlin duvarı yıkıldıktan sonra doğu bloku ülkeleriyle ilgili bir çalışmanın ürünü. Sunumdan kısa kısa notlar:

1. Çok partili sistem ve piyasa ekonomisine yönelik destek azalıyor. (slayt 3)
2. Hem doğu hemde batı Almanya'da birleşmenin sonuçlarının olumlu olduğunu düşünenlerin sayıları azalmış.(slayt 4)
3. Genel olarak toplumun hayata karşı memnuniyeti artmış. Ama birçok insan komünizm dönemine göre ekonomik olarak daha kötü koşullarda olduğunu düşünüyor. (slayt 6-8)
4. Genelde bu birleşmenin iş adamları ve politikacılara yaradığı düşünülüyor (slayt 9)






6.11.2009

Komik kedi



Her sabah bu arkadaşın yanından geçiyorum. Ben işe gelirken hep aynı yerde uyuyor. Uyurken de yukarıdaki gibi şekilden şekile giriyor. Fotoğrafı cep telefonu ile çektiğim için kalitesi biraz düşük. İlerleyen günlerde rastladıkça yeni fotoğraflarını çekerim.    

Google Dashboard

Google sizin hakkınızda neler biliyor, sizinle ilgili hangi bilgileri kaydetmiş? Son zamanlarda bu gibi konularla sıkça uğraşmak zorunda kalan Google bütün uygulamalarının (gmail, google reader, calendar, blogger v.s.) tuttuğu bilgileri merkezi bir uygulamada topladı. Adresi www.google.com/dashboard . Ben baktım, benim hakkımda çok bilgi var ellerinde... Tavsiye ederim, sizde bakın.

5.11.2009

6th sense


9 dakikanız varsa mutlaka izleyin. Bugün değil ama yarın bununla neler yapılabileceğini düşünün...

Stop motion - Hayatın anlamı

4.11.2009

Kırmızı balonlar nerede?


Internetin kuruluşunun 40. yılını kutlamak amacıyla DARPA (Defence Advanced Researchs Projects Agency),   yani Amerika Savunma Bakanlığının teknoloji geliştirme birimi, bir yarışma düzenliyor. Yarışmanın amacı Amerika'nın değişik bölgelerine yerleştirilmiş 10 tane meteoroloji balonunu bulmak. Yarışma 1 Aralık'ta başlıyor, ödül 40,000 dolar.  Amaç insanların internet üzerinden grup halinde çalışmalarını teşvik etmek. Yarışmanın web sitesine buradan bakılabilir.

Stereomood


Internetten müzik dinlemeyi çok sevmem ama bu siteye bayıldım. MÜTHİŞ!!!. O andaki modunuza göre önceden hazırlanmış listelerden istediğinizi seçiyorsunuz. (şimdiye kadar sadece relax ve reading'i dinledim)

www.stereomood.com

3.11.2009

Amerika'nın borcu


Açıklanan son rakamlara göre ABD'nin ulusal borcu 1,38 trilyon dolar. Ülkelerin borçlanma aracı olarak genellikle hazine bonolarını kullanıyor. Amerikan Hazine Bakanlığı'da geçtiğimiz günlerde hangi ülkenin elinde ne kadar hazine bonosu olduğunu yayınladı. Biz 28.7 milyar dolarla listenin 19. sırasındayız...

31.10.2009

Emsal

".......Bizim sahamızda yaşanan ve aldığımız bir ceza vardı. Bunun bir emsal teşkil etmesini bekliyorduk. Emsal teşkil edecek bir karar çıkması bizi memnun ederdi......."


Yukarıdaki cümle Haldun Üstünel'in bugünkü röportajından alınma. Emsal'ın Türk Dil Kurumuna göre karşılığı "benzer, eş, denk". Galatasaray'ın son dönemde bizimle yaptığı maçlardan sonra iki ceza var, birisi geçen sene kavgalı maçtan sonra. Bir maç saha kapatma, bir maç seyircisiz oynama. Şimdi bizde iki maç seyircisiz oynama cezası aldığımıza ve bu ceza Haldun Bey'i tatmin etmediğine göre 2007'deki maçta aldıkları cezayı kast ettiğini varsayıyorum. Yani aldıkları 5 maçlık ceza. Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. 2007'deki maçtan bazı manzaraları hatırlatalım.

Bu görüntülere 5 maç ceza veriliyorsa bizim maça 2 maç ceza çok :)  

Soğan neden göz yaşartır?



Geçen gün Sezen bize mercimekli bulgur yapmak için soğan doğrarken mutfakta hüngür hüngür göz yaşı döküyordu. Göz yaşlarımızı kabaca üç gruba ayırabiliyoruz; duygusal, bazal ve refleksif. Soğan doğrama ile ilgili olanlar refleksif. Yani gözümüzü rahatsız eden herhangi bir maddeyi dışarı atmak için salgıladığımız göz yaşları. Soğan doğrarken de akıttıklarımız işte bu kategoriden...

Soğanı doğramaya başladığımızda parçalanan hücrelerden sülfür içerikli bir gaz açığa çıkıyor. Bu gaz korneamızla temas ettiğinde de sülfirik asit ortaya çıkıyor. Gözümüz sülfürik asitin korneaya zarar vermesini engellemek için refleksif göz yaşlarını dökmeye başlıyor.

Peki soğan doğrarken ağlamamak için neler yapılabilir?
1. Daha keskin bıçak kullanmak.Bıçak ne kadar keskin olursa o kadar az gaz açığa çıkıyor.
2. Doğradığınız soğanları kendinizden uzak tutun.
3. Doğramadan önce soğanları soğutun. Soğan ne kadar soğuk olursa çıkacak olan gaz o kadar az oluyor.
4. En etkili yol soğan doğrarken yüzücü gözlüğü kullanmak

30.10.2009

ICANN ve türkçe karakterler

Dünya üzerinde internet'i düzenleyen kurum ICANN. Şimdiye kadar sadece latin alfabesindeki karakterleri destekleyen internet adreslerinin kullanımına olanak veriyordu.

ICANN Yönetim kurulundan Peter Dengate Thrush'un bugün yaptığı açıklamaya göre 16 Kasım'da uygulanmaya başlanacak  "fast track process" ile latin alfabesinde olmayan karakterlerde artık internet adreslerinde kullanılabilecek. Biz de böylece "ç,ş,ı,ğ,ö,ü" gibi Türkçe karakterleri internet adreslerinde görebileceğiz.

Bluetooth'lu elbise



Tanımayanlar için yukarıdaki resimdeki Maria Sharapova. Kendisi artık Sony Ericsson'un marka elçisi. Londra'da yapılan bir etkinlikte yeni bir high-tec elbisenin prototipini tanıtıyor.

Elbiseye bir bluetooth alıcısı entegre edilmiş. Telefon çaldığı zaman elbisenin sol omzundan aşağıya doğru tek taraflı yerleştirilmiş LED paneller yanıp sönmeye başlıyor. Yüksek gürültülü ortamlarda telefonunun sesini duyamayan bayanlar için geliştirilmiş. Şu aşamada sadece prototip, seri üretime geçilip geçilmeyeceği açıklanmamış.

Reklam bedelleri



Türkiye'de de popüler olan bazı dizilerin 30 saniyelik reklam bedelleri. Kriz etkisini yeni göstermiş, hemen hemen hepsinin bu sezon reklam gelirlerinde düşüş var. Türkiye'den veri bulursam karşılaştırmasını da yaparım sonra.  [via: chart of the day]

28.10.2009

Kraliçe Farah Diba



Sezen'in gruptaki kızlar iş yapmadığı zaman bolca kullandığı bir tanımlamadır, dün konuşurken kim olduğunu merak etmiştik. Kendisi devrimden önce İran Şahı Pehlevi ile evlenmiş ve devrimden sonra İran'ı terk etmek zorunda kalmış. Şu anda Amerika'da sürgünde hayatını devam ettiriyor.

Kendisinin bir web sitesi de var. Görmek isteyenler buradan bakabilir.

Internet'in geleceği




Google'ın CEO'su Eric Schmidt internet'in geleceği ile ilgili öngörülerini açıklamış. Özetlersek;

1. Çince/çinliler internette baskın hale gelecek.
2. Bağlantı hızı giderek artacağı için ses, görüntü ve metin arasında bir fark kalmayacak
3. Kullancılar tarafından yaratılan içerik (sosyal medya, bloglar, v.s.) giderek daha fazla önem kazanacak. Bağlantı hızının artması canlı video akışlarını (streaming) arttıracak.
4. Gençlerin bilgiyi tüketim eğilimleri değişiyor. Değişik türden bilgileri bir araya getirme yenekleri giderek artıyor.
5. Google'ın bu süreçte temel amacı yine bilgiyi organize etmek ve doğru şekilde sıralamak.

27.10.2009

Kuş sesleri dinlerken neden kendimizi iyi hissederiz?

Aslında sorunun cevabı oldukça basit. Binlerce yıldır evrim sürecinde atalarımız kuşların sadece etrafta başka bir yırtıcı veya tehlike olmadığında öttüğünü gözlemlemiş. Yani evrimsel belleğimize göre kuşlar ötüyorsa çevremiz güvenli demektir.

Bu sorunun cevabı çevremizdeki sesin bizi nasıl derinden etkilediğini gösteriyor. Çevremizdeki ses ile ilişkimizle ilgili çok başarılı bir sunum var aşağıda, izlemenizi tavsiye ederim.



Julian Treasure'ın günde 5 dakika dinlememizi tavsiye ettiği kuş seslerini aşağıdan dinleyebilirsiniz...

Yaz saati uygulaması (YSU)












Saatlerle ne zaman oynasak bizim grupta bu uygulama ile ilgili isyanlar oluyor. Özellikle standart saate dönünce akşam üstü geceye dönen havanın moral bozukluğu kaplıyor bünyeleri. Bu yüzden en azından ben, kendi adıma fanatik YSU taraftarıyım.

Yaz saati uygulaması ilk olarak 1895'de böcekleri incelemek için açık havada daha çok zamana geçirmeye ihtiyaç duyan Yeni Zellanda'lı bir entomolojist, George Vernon Hudson tarafından ortaya atılmış. Yani YSU'nun temel amacı gün ışığı olan saat dilimini sabahtan öğleden sonraya kaydırmak. Böylece özellikle yaz döneminde insanlar gün aydınlandıktan sonra uyandığı için uygulamanın belli bir enerji tasarrufu potansiyeli olduğu düşünülüyor. Daha doğrusu düşünülüyormuş çünkü zaman içerisinde değişen enerji tüketim eğilimleri sonucu artık YSU'nun yararları ciddi anlamda tartışılıyor. Örneğin YSU'da benzin tüketimin arttığını gösteren çalışmalar var.

Yukarıdaki haritada mavi renk YSU kullanan ülkeleri, turuncu renk YSU'yu artık kullanmayan ülkeleri ve kırmızı YSU'yu hiç kullanmamış ülkeleri gösteriyor. Görüldüğü gibi Dünya'nın büyük bölümü YSU'dan yavaş yavaş vazgeçme eğiliminde.

Bir de Ayşegül saatleri niye saat 04:00'da geri aldığımızı merak etmişti. Uygulamaya göre saatler tarih karışıklığı olmaması için CET 02:00'da ileri veya geri alınıyor. Örneğin saatleri CET 01:00'da geri alırsak, tarih olarak da bir gün geri gitmiş oluyoruz.  CET 02:00'ın bizim bulunduğumuz saat dilimindeki karşılığı 04:00. Bizde bu yüzden saatlerimizle 04:00'da oynuyoruz.

26.10.2009

Birinci ligin derbileri...

Bazı Galatasaray'lı dostlarımız dünkü maçtan sonra yine hakemden ve Saraçoğlu'ndaki ortamdan şikayet ediyorlar. Bu ortamda oynanan maçlara 1-0 yenik başladıklarını belirttiler. Kendilerine göre haklı olabilirler.

Bizimle oynanan maçlarda durum böyleyken Beşiktaş'la aralarındaki duruma da bakmak istedim ve aşağıdaki tabloyu hazırladım. Devam eden sezonla birlikte 12 sezondur üç büyüklerin ligde birbirleriyle oynadıkları maçlar.



Yukarıdaki tabloyu kısaca özetlersek;



Galatasaray'ın deplasmanda toplam 2 galibiyeti var. Bunlardan birisi bize diğeri Beşiktaş'a karşı. Yani Galatasaray deplasmanda sadece Fenerbahçe'yi değil Beşiktaş'ı da yenemiyor. Uzun uzun yazmıyorum, diğer takımların deplasman galibiyetlerini veya Beşiktaş'ın Şükrü Saraçoğlundaki galibiyetlerini tablodan inceleyebilirsiniz.

Uzun lafın kısası Galatasaray'lı dostlarımız deplasman başarısızlıklarını ortama ve hakeme bağlamak yerine şapkalarını önlerine koyup düşünsünler...

23.10.2009

LED far

Tasarımcı Soomi Park tarafından Asyalı kadınların gözlerini daha büyük gösterecek far taleplerini karşılamak için dizayn edilmiş. Bence biraz ürkütücü olmuş, blog'u takip eden bayanların yorumlarını bekliyoruz :)
[via: www.fashioningtech.com ]